Küçük Şeyler - 2 - Prof.Dr.Üstün DÖKMEN-

  • Efendim TRT ekranlarından tanıdığımız Prof.Dr. Üstün Dökmeci tv programı formatında ve yine üstün lezzette bir kitap hazırlamış.

Suflörlü yaşamlar bölümüyle başlamış sayın hocamız kitabına.....Bir bölüm alalım buraya.

  • Küçük bir çocuğa şeker verseniz, çocuğun sağ arkasında veya sol arkasında duran annesi hemen " Ne diyecektik, 'teşekkür ederim teyzeciğim' diyecektik di mi canım" der. Bu davranış, bence bir suflörlüktür. Çocuğunuz teşekkür etmesi gerektiğini, sizi ve başkalarını gözleyerek, yetişkinleri model olarak da öğrenebilir, suflörlük ederek onu zorlamanız sonucunda da öğrenebilir.  Sonuçta her ikisi de toplumsallaşmadır; ancak birinci teşekkür, yaşamın doğal akışı içinde çocuğun keşfettiği bir teşekkürdür, ikinci teşekkür ise keşfetmesine izin vermeden ezberlettiğimiz bir teşekkürdür.
  • Çocuğunuza en uygun olacak mesleği düşünüp, "şu bölüme girsen iyi olur" dediğiniz zaman yine suflörlük etmiş olursunuz. Çocuğunuzun yeteneğine ve ilgisine/ hevesine uygun meslek seçmesine izin verirseniz suflörlük etmemiş olursunuz..........................

Tulumbacı Sendromu kitabın diğer Bir ana konusu;

  • Tulumbacılar, sırtlarında tulumbaları, koşarak yangın söndürmeye giderlerdi. Ana amaçları yangın söndürmekti. Bazen bir ekip aynı yönde giden bir başka ekiple karşılaşırdı. Nezaket kuralları gereği arkadan gelen ekibin adımlarını yavaşlatıp öndeki ekibi geçmemesi gerekirdi. Ancak bazı ekipler öndekileri sollamaya çalışırlardı. Sollamak o zamanlar da tehlikeli bir olaydı ve o anda kıyamet kopardı.
  • Sollanan tulumbacı ekibi sandıkları yere koyup kuşaklarından saldırmalarını ( bir tür bıçak) çekerlerdi.Tabii sollayan ekip de. Yol üzerinde ciddi bir kavga başlayabilir, tulumbacıların kanlar içinde yerlere serildikleri olurdu.
  • Çok iyide, bu arada yangın ne oldu? Yangın unutuldu. Ana amaçları yangını söndürmek olan tulumbacılar, yol üzerinde aniden ortaya çıkıveren bir ikinci amacın peşine takilıp ana amacı unuttular. İşte bu davranışa "Tulumbacı Davranışı" veya "Tulumbacı Sendromu" adını vermek istedim.
  • Yaşamımızın her alanında Tulumbacı Davranışında bulunuyoruz. Mesela İşyerinde;
  • İnsanlar belirli amaçlarla işe girerler, para kazanmak için, kendilerini geliştirmek, gerçekleştirmek için, statü elde etmek için....işe girerler. Ancak işe girdikten bir süre sonra, tulumbacı sendromu sergilemeye başlarlar. Örneğin işyerindeki bazı dinazorların burunlarını sürtmeye, bazı ukala arkadaşlarına hadlerini bildirmeye çalışırlar. Oysa işe girmeye çabalarken bu türden amaçlar akıllarından geçmemekteydi.

Psikolojik Düğümler ise son bölüm olarak karşımıza çıkıyor. Şöyleki.....

  • İnsanların, mutlu ve üretken olmalarını, gelişmelerini, sahip oldukları enerjiyi kullanmalarını, bu enerji ile dış dünyanın enerjisini denkleştirmelerini engelleyen, varoluş kalitelerini düşüren bütün düşünceler ve bu düşüncelerin yol açtığı duygular ve davranışlar "psikolojik düğüm" olarak adlandırılabilir. Bu açıdan baktığımızda psikolojik düğümleri iki ana gruba ayırabiliriz.
  1. Bizi geçmişe çeken, geçmişte tutan düğümler,
  2. Geleceğe ilerlerken bizi tökezleten düğümler.

Kanımca, suflörlü yaşam ve bitmemiş işler, bizi hem geçmişte tutar hem ilerlememizi engeller. Tulumbacı sendromu ise daha çok geleceğe yürürken bizi tökezletir.

 

  • Genel hatları ile kitap konusu böyle. Televizyon programını seven seyirciler kitabını okuduklarında da aynı zevki alacaklardır.Sistem Yayıncılık tarafından çıkarılan kitap 173 sayfadan oluşuyor. Birinci baskı 50.000 adet, 2.baskı 25.000 adet olarak çıkarılmış. Gerisini siz anlayın artık...

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Yorum yaz!